Friday, November 11, 2011

Saturday, August 20, 2011

On my way to Venice

















Çok sıcak, çok kalabalık, çok keşmekeş ve sidik kokulu bir tren yolculuğu sonunda Mestre'ye varıyorum...hala umudum var diyerek, ama bu kadar da iyimserlik oyunu bir yere kadar. Tren biletim Firenze Santa Maria Novella değil Firenze Rifredi. Aslında Rifredi'ye gitmek zor değil, Firenze smn ile arasında bir durak var ve bir çok tren o durakta duruyor ama sormak lazım çünkü Rifredi'den geçip durmayan trenler de var. Eğer Rifredi 2 no'lu perondan Venedik trenini beklersem bir gün, evet bir gün yine, peronun en sonuna gideceğim ki, oturacak yer bulabileyim...belki Ağustos belki cumartesi olduğundan tren çok kalabalıktı ve koridorda oturarak geldim tüm yolu. Neyse sonunda gözyaşları içinde Santa Lucia'dan bir durak önce Mestre'ye varıyorum; Hotel Delfino'yu buluyorum, 4 yıldızlı ama hiç umudum yok bu otelden; ben bu kadar yavaş internet bağlantısı görmedim. Floransa'daki tek yıldızlı otelimde bile canavar gibi bağlantı vardı; neyse konumuz internet değil elbet...Mestre'den Venedik'e ulaşım çok kolaymış, bu bölgede kalınır yani.

Venice is heartbreakingly beautiful by the way...


Friday, August 19, 2011

Fiesole

Floransa'nın tepelerinde bir belde...evet, öğlen vakti gitmemek gerekiyormuş. Santa Maria Novella tren istasyonundan otobüs falan da kalkmıyor direkt bölgeye. Santa Marco meydanından kalkan 7 numaralı otobüse binmek gerekiyor. Santa Marco meydanına yürünebilir ancak tren istasyonunun karşısından 6 ya da 11 no'lu şehiriçi otobüsleri oldukça sık ve... iki durak sonra da Santa Marco meydanı zaten. Fiesole Floransayı tepeden çok güzel görüyor, 15 dakika kısacık bir yol ama çok keyifli; Floransa'ya gidip Fiesole'ye gitmemek olmaz...ha bir de ağustos ayında kesinlikle akşamüstü 6-7 gibi gitmek lazım, o kadar sıcaktı ki fotoğraf bile çekemeden geri döndüm..
..ben şimdi çıkıp gelato yiyeceğim, bir de İtalya'yı seviyorum.

Thursday, August 18, 2011

Siena




Siena'ya trenle değil otobüsle gitmek gerekiyormuş...kesinlikle manzarası daha güzel ve otobüs istasyonu Siena'nın merkezine çok daha yakın. Floransa'dan Siena'ya sürekli otobüs ve tren var, fiyatları ise tek yön 6-7 euro civarında...

Lucca







Pisa






İtalya'da öğlen saati ancak serin otelinizde oturup yazı yazabilirsiniz sanırım, galiba bir kaç saat daha içerlerdeyim, zira karnım aç olmasına rağmen dışarı çıkacak gücü kendimde bulamıyorum...

Dün, ani bir karar değil, gayet planlı bir şekilde Pisa ve Lucca'ya gitmeye karar verdim. İyi ki de öyle yapmışım, sadece çok şirin kentler olduklarından değil, dünyanın en keyifli ve komik üç İtalyanı ile tanışıp gece yarısına kadar inanılmaz güzel vakit geçirdiğim için...ve bana tüm gün kendimi bir prenses gibi hissettirdikleri için...

Pisa ve Lucca'yı resimlerle anlatmayı tercih ediyorum; Pisa'da kule dışında pek bir şey yok gibi görünse de, kule yakında görünce gerçekten etkileyici...Hem Pisa hem Lucca'ya Floransa'dan 3-5 euro'ya ve çok kısa bir sürede ulaşmak mümkün.

MILANO: The City with sun but no light

MILANO GÜNLÜĞÜ 15.8.2011

Bergamo havaalanından otobüsle Milano’ya geliyorum önce, kapıdan çıkar çıkmaz otobüz şirketi karşılıyor zaten görmemeye imkan yok; 9 euro verip otelim Idea Hotel Milano’ya geliyorum. Milano Centrale Stazione’nin yanı başındayım. Tren istasyonlarını seviyorum galiba... Milano’yu keşfetmeden, ten istanyonunun çekiciliğine dayanamayıp, bavulumu otele bırakır bırakmaz kendimi oraya attım. Bir de baktım ki, Bergamo’ya hareket etmek üzere olan tren sanki beni belkiyor gibiydi, gerçi ben, tüm trenlerin durmuş beni beklediklerine inanıyorum ya neyse... hemen bilet makinelerine yaklaşıyorum ve 5.15 euro’ya Bergamoya bir bilet satın alıyorum; evet bileti sarı kutularda onaylatmak gerekiyor, İtalya’ya gitmiş ve tren yolculuğu yapmış olan herkesin söylediği gibi...

Bergamo

Kentin her yerini keşfettiğimi söyleyemem...Bergama ile ilgili en kötü anım şarjı bitik NikonD90’ımı yanımda taşımış olmak...Bergamo olduçka zengin bir yere benziyor, çok güzel, kocaman bahçeli villalarla dolu şehir. Hatta Bergamo havaalanını sırf bu insanlar için buraya yaptıklarını bile düşünüyorumJ Tren istasyonuna yakın bir yerde bir teleferik var ve sanırım şehrin tepelerine doğru çıkıyor; çünkü şehrin tepeleri aşağıdan bile çok güzel görünüyor...10 euro vermek istemedim hem de yanımda ağırlığı olan ama kendisi olmayan fotoğraf makinamın üzerimde yarattığı sıkıntıyla...

Bir Avrupa kentinde Pazar günü ne yapabilirsiniz?

Sanırım McDonald’sta karnınızı doyurmak dışında hiçbirşey... Bergamo’da da heryer kapalı pazar günü; ne bir dükkan, ne bir kafe, ne bir restoran...hatta insan bile pek yok diyebilirim. Bir kaç turist, köpeklerini gezdiren insanlar ve malesef sokak serserileri...Gerçi yazın İtalya’nın bütün şehirlerinde turist dışında insan görmek zor oluyor, özellikle öğlen saatlerinde. Avrupanın heryerinde olduğu gibi burada hertaraf grafitti..hatta bi ara kepenkler bu kadar kapalı dursa ben de gider üzerlerini boyardım sinirimden diye düşünmedim değil...Neyse, Bergamo’ya gidip teleferiğe binmek gerekiyor sanırım...

Milano

Nerede kalmıştım...hımm.., İdea Hotel Milano’nun güzel kahvaltısı... kahvaltı dahil otellere bayılıyorum çünkü Avrupa’da sabah böyle kahvaltı edebileceğiniz yerler bulmak çok zor; en azından şehri çok iyi tanımıyorsanız...Henüz güzel bir kahve içemedim, İtalya’dayım ve otel’in kahvesi çok sıradan; ya da İtalya’dan beklentilerim çok yüksek.

Garip şehir Milano, çok sıcak, güneş tam tepede ama ışık yok sanki; hayat yok, bu kadar güneşli ama bu kadar cansız bir kenti ilk kez görüyorum...


Tuesday, June 28, 2011

Sessiz ve Derinden; Kabak Koyu



Kabak Koyu Fethiye’de Kelebekler Vadisi’nin hemen yanı başında yer alan, bir gidenin mutlaka
tekrar gittiği, doğasıyla insanı kendine hayran bırakan bir koy. Kabak Koyuna Fethiye merkez veya
Ölüdeniz’den kalkan Faralya dolmuşları ile gidebilirsiniz. Dolmuşlar sabah 7’den itibaren iki saatte bir
kalkıyor, gezi planınızı ona göre yapmanızı öneririm.

Kabak koyu doğal sit alanı ilan edilmiş bu nedenle sadece kamplar var. Kamplarda bungalovlardan,
çadırlara ve biraz daha pahalı tahta evlere kadar farklı alternatifler mevcut. Fiyat aralıkları (kahvaltı
ve akşam yemekleri dahil) kalacağınız yere göre 30 TL’den başlayıp 200 TL’ye kadar çıkabiliyor. Yine
de en nihayetinde gittiğiniz yerin bir kamp olduğunu unutmamakta fayda var. Baştan uyaralım, börtü
böcekten hiç hazetmiyor, 5 yıldızlı tatillerden, rahatlıktan ve hijyenden taviz veremem diyorsanız
Kabak’a hiç uğramayın. Doğayla iç içe, sakin ve sessiz bir tatil arıyorsanız ise Kabak koyu tam size
göre.

Dolmuşta inince sahile ve kamplara uzanan bir dağ yolundan aşağıya yaklaşık 20 dakika yürümeniz
gerekiyor. Dilerseniz kalacağınız kampı arayıp sizi araçla almalarını talep edebilirsiniz ama benim
tavsiyem Likya yolunun bir kısmını da içeren o iniş patikasını mutlaka yürümeniz, manzaranın keyfini
doyasıya çıkarmanız. Yalnız çekçekli bavul ve/veya terlikle inmeye çalışmayın ki yol bir kabusa
dönüşmesin.

Koydaki tüm kamplar enfes kahvaltıları ve muhteşem akşam yemekleri sunuyor. Zaten Kabak’da tatil
güzel bir deniz ve leziz yemek demek. Biraz deniz, biraz uyku...

Yanınıza bolca kitap alın, dağlara bakarak yüzün, kamptaki diğer gezginlerle tanışın ve gece tepelik bir
yere çıkıp ayın deniz üzerine yansımasını izleyin, sessizliğin ve doğanın güzelliklerinin tadını çıkarın.

Kabak koyunda tekneyle Kelebekler Vadisi’ne gidebilir, dağlarda yürüyüş yapabilirsiniz. Ben daha
önce 2008 yılında gitmiştim, geçen süre boyunca Kabak kalabalıklaşmış ve betonlaşmaya başlamış,
iyice istilaya uğramadan önce mutlaka gidip görmekte fayda var. En güzel zamanların Haziran ve Eylül
olduğu söyleniyor. Şimdiden keyifli dinlenmeler...

by Ebru Batık

Wednesday, June 22, 2011

Fethiye 2011

I feel calm