Malta, nereden anlatmaya başlayacağımı bilemeyeceğim kadar güzel; belki benim beklentilerimi karşıladğı için bu kadar güzel bir ülke. Aslında ülke demek çok komik, çünkü küçücük bir ada ve şehir dedikleri yerler bizim semtlerimizi arasındaki mesafeler kadar! Örneğin St. Julien'den başkent La Valletta'ya 10 dakikada ulaşabilirsiniz. Ancak ben toplu taşıma kullandığım için dur-kalk 45 dakikayı buluyordu. Bir otobüs bileti 2.60 euro ve bu biletle her hatta 24 saat boyunca sınırsız binebiliyorsunuz...Yani turlara para vermeye hiç gerek yok, özellikle La Valletta'dan heryere otobüs gidiyor ve oldukça düzenli. Sonuçta bir Avrupa ülkesinden bahsediyoruz.
Malta'da Arapça'ya benzyen Maltaca diye ayrı bil dil kullanılıyor ama çoğu insan İngilizce ve İtalyanca biliyor. İngiliz sömürgesi olduğu için trafik sağdan akıyor ama Marks & Spencer Food mağazası var ki, arrtık tüm Avrupa'da nedense kapattıkları bu mağazadaki her şey ama her şey çok lezzetli!!!
Daha Havaalanı'ndan gelirken ülkenin güzel ve el değmemiş mimarisiyle karşılaşmaya başlıyorsunuz...elbette her şey çok eski, hatta bazı binaların içleri boş ama ne fotoğraf makinemle ne sözlerle bu eskimiş güzelliği anlatamam...
La Valletta:
Yukarıdaki resim başkent Valletta'nın sokaklarından biri...Tipik bir Avrupa kenti görünümünde ama özellikle akşam olunca hayat yok burada, yine de ben aşağıdaki muhteşem restorantta çok çok güzel bir akşam yemeği yedim, hem yemekleri çok güzel, hem fiyatları çok uygun hem de dünyanın en şirin tuvaletine sahip; adı D'office Restaurant ve adresini veriyorum:
No 132, Archbishop Str C/W 1 & 2 Fredrick Str,
Valletta, Malta
Valletta, Malta
Aşağıda ise La Valletta'nın başka bir şehirden (Sliema) görünen silüeti var; gerçekten Stra Wars'taki Tatooine gezegeni gibi...
Valetta'nın sokaklarında dolaşmaya devam ediyoruz:

St Julien:
Kalmak için kesinlikle burayı tavsiye ederim. Gece hayatı bir yana (ki ben hiç sevmem) tüm restoranların, kafe-barların, güzel bir plajın, küçük bir alışveriş merkezinin, güzel otellerin oduğu bir yer...en azından akşam yemek yedikten sonra otelinize yürüyerek dönebilirsiniz. Otobüsleri kullanark da istediğiniz heryere gidebilirsiniz. Mesela 11-12-13 numaralı otobüsler Valletta'ya gider...Aşağıda St Julien manzaraları:
Mdina:
Adını grçekten de Medine'den almış çok eski, antik bir masal kenti. Ben çok keyif aldım, özellikle mimari'den...Rabat şehri ile yanyana...öğlen sıcağında değilde, daha akşamüstü gidilirse tadından yenmez. Vallett'dan 52 numaralı otobüsle kapısına kadar gidebilirsiniz. Tepede olduğundan, şehrin içinden çok güzel bir Malta manzarası da var...Kapılar inanılmaz güzel, her biri farklı, her biri birbirinden güzel...ben susayım artık fotoğraflar konuşsun:
Gozo ve Comino:
Malta'nın sanırım 2 adası var, Comino ve Gozo. Her ikisine de kesinlikle gidilmesi gerekir. Gozo, mimari olarak da Malta'yı aratmıyor hatta zaman zaman üzerine çıkıyor...Hayatımda gördüğüm en güzel ve şirin evler oradaydı...Malta genel olarak koyu katolik etkisinde olduğundan, evlerin çoğunda katolik imgeleri, meryem ve İsa heykelleri görmeniz çok olası...Gozo'ya feribot ile 45 dak. süren bir yolculukla ulaşabilirsiniz. Feribot adanın Kuzeybatı bölgesinde bulunan Cirkewwa diye bir yerden kalkıyor. Oraya da otobüsler var; ancak feribot saatlerini kontroletmek lazım. Her 45 dakikada bir var ama saatleri önemli. Gozo'ya gidince hop on hop off otobüsleri çok mantıklı, tüm adayı gezebiliyorsunuz, bazen pazarlık yapınca 8 euroya bilet bile alabilirsiniz.Comino'ya ise ister Malta'dan ister Gozo'dan gidebilirsiniz. O kadar güzel ve mavi bir denizi vardı ki resimlerle anlabilmek mümkün değil...en güzeli tekne kiralayıp açıklarda bir kaç saat yüzmek, çünkü kıyılar çok kalabalık ama yine de elbette görmeye değer!


